KIRMIZI ELBİSELİ KADINLAR
Kasım 3, 2006UNUTULMUŞ-2-
Ekim 28, 2006
yürekler satılmış-aşklar iflas etmiştir-öpüşler krom tadında
bir yağmur yağıyor-bu şehirde düşler mezatlanmıştır
hüzün hüzün dedikleri bir
yağmurlu sokak lambalarıyla kalmıştır
ey ölümü parka yapıp girdiğim bulvarlar ey
kaçtır ki
metruk parklarda sabahlanmıştır
kaçtır ki
bakışımın peşi sıra sivil polisler
gülüşüm taammüden suç sayılmıştır
sen beni yaramdan sevemedin ya
kemanları kan içinde ilistir olmuş dostluklar
büyük ve şanlı çınarların altında
yaşanmamış aşklar örümcek bağlamıştır
gecenin en kahpe sularında
can vermeye değer gözler
zümrüt broşlara kapatılmıştır ey
berceste dizeler gibi bakışlar
irinli aşkların son model ön koltuğunda
hüzün ki
yağmurlu bir gecede soluk soluğa koşan o deli tay
gelip gelip tam döşümde çatlamıştır
sen beni kavgamdan sevemedin ya
bir bakışın bir yüreğe saldığı bahar
bitti artık
bu şehir iflah olmaz
sokaklarda bali çeken çocuklar
kaç gündür aç gezen gurbetçi
bayrakları paçavraya döndürülmüş
eski korsan gemileri
çürümüş atıldığı kıyılarda
meydanlardan geçersem ne zaman
içimde bir şair yeniden asılmıştır
nere gitsem
üstüm başım bir yağmur
geride sen kalmışsın nereye gitsem
yüreğini tartarak yosma salon ışıklarında
yürüdükçe bir bulut çıkar koynumdan
mavileşir yüzüm
akşam
hicrana keser
gözlerime yıldızlar damlar benim
ben ne zaman ağlasam
sen beni
kasırgamdan boramdan sevemedin ya alnıma bozkır eylüllerini çizdim
sarı yapraklar savur peşim sıra ey şehir
yaralı bir turnanın kanadını sararım ıssızlarda
kapaklanmış atımı vurdum
üç el ateş ağladım yaslanıp ondan kalan buluta
dem olur bu devranda sata sata nen varsa
bir saltanat alırsın belki bir zaman sürer
bir ömür kalır geride
bir yığın makyajlı söz cilalı günler
aşkı artık bulamazsın
ağla ey şehir
bütün suçlu insanlarınla
sokak çocuklarınla işsizlerinle
yüreği lazımlığa dönmüş bar mafyası eski gerilla
ve utanç yataklarınla
suçluluk gözyaşlarınla ağla ey şehir ağla
ben o yıldırım düşenim haritadan silinmiş bakışlarımla
sevdayı ben acının topraklarında buldum
sen beni kavgamdan sevmedin ya
ömür dedikleri savrulan bir kum
bir bozlağım bozkırlarda
kendimi söyler giderim
iyi ki ben sende unutuldum
18.11.2005
Adnan Durmaz
BULUTSU SES
Ekim 17, 2006Uçtan uca tersyüz ediyor geceyi
Yataklar var konuşmak için
Öpüşmek için telefon kulübeleri
Güneşler var, yıldızlar, samanyolları,
Karpuzlar gümbür gümbür kapılarda.
Tanrılar sofrası amma karanlık
Yiyemem tek lokma yiyemem orda.
Şu senin tutkulu sesin var ya:
Ortak güzellik artı yara izi.
Tutar ellerinden kaldırırsın
Adı kötüye çıkmış tüm sözcükleri.
Yeni törenler gerek bize
Yeni törenler kimi zaman eski.
Dert etme, bütün dilleri içerir
Bitki konumu, küçükbaş hayvan sesi.
Şu senin dolayık sesin var ya
Dondurma yiyen gürbüz bir kız gibi müstehcen,
Balkon demirine dayalı bir arka kadar şakacı,
İlk doyumdaki gibi yeşil elma tadında,
Kimlik denetimi yaptıktan sonra
Resimli roman okuyan bir er gibi giderici.
Şu senin alçaktan sesin var ya
Pencereler var burnumun kemiğinde sızı.
Aşklar var unutulmamak için,
Boğulmak için ilk sevgili.
CEMAL SUREYA
DAĞ BAŞINDA
Ekim 6, 2006
Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgârlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.
Benim güzelim,
benim ceylan bakışlım,
benim kafamın ateşi,
yüreğimdeki.
Mümkün mü şu anda rüzgâr olmak, kuş olmak,
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana,
sana tuzlu badem,
kabakçekirdeği.
Şu anda hiçbir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.
Hayır, güzelim,
hayır, ceylan bakışlım,
hayır, kafamın ateşi, hayır,
hayır, yüreğimdeki.
Şu anda mümkün ve güzel olan tek bir şey var:
Yanarak sevmek seni.
(MUTLU OLMAK VARKEN / 1968)
A.Kadir
SAYIM
Ekim 6, 2006
Ayışığında oturuyorduk
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm
Dudağından öptüm seni
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğundan öptüm seni
Evime götürdüm yatağımda
Kasığından öptüm seni
Başka evlerde karşılaştık
İliğinden öptüm seni
En sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından öptüm seni.
Cemal Süreya
DÜŞERKEN BİLE
Ekim 3, 2006
uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk
harıl harıl onu arıyordu İstanbul, duyuyorduk
Galata Kulesi’ndeydik, başın omzumdaydı
Kule döne döne içimizdeki gökyüzüne akıyordu
sevgilim
yüreğimin ipleriyle dudaklarına indim senin
gözbiliminden tenbilimine dönüşürken aşkımız
Kule’den aşağıya fırlattım beynimi
“Dalgın şair!” dedi Einstein, Niels Bohr’a dönerek
“Baksana, unutmuş beynine kanat takmayı!”
“Yürekle beyin arasındaki en büyük belirsizliktir aşk”
diyerek söze karıştı Heisenberg
“Belki de, iki yüreğin aynı dalga boyunda buluştuğu bir salınımdır o!”
dedi Louis de Broglie
“Aşk, bir kara cisim ışıması değil midir?”
böyle sordu Max Planck da
dayanamayıp
ışık tozuna bulalı gözleriyle
“Kendinize geliniz efendiler!” diye söylendi Takiyüddin
“Bilimle açıklanamaz aşk, şiirle açıklanabilir ancak!
O, uzun saçlı bir yıldızdır; yüreğin içinde taranır”
bence sevgilim
söylendikçe bizim olan bir şarkıdır aşk
dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran
Galata Kulesi’nden aşağıya fırlattım beynimi, söylemiştim
bana bakan
uzun bacaklı bir yaban hayvanıydı aşk
aşağı tükürsem Dördüncü Murat
yukarı tükürsem Hezarfen Ahmet Çelebi
ağzımın içinde dilin, bulutlarımı ıslatan gökırmak
sonsuzluğu ikiye bölmektir aşk,
kasığına yazdığım ak yazı
sevgilim
ağzına düşerken yanardağının
kanatlarım ol benim
kafeslerinden soyundur kuşlarımı
balıklarımı çıplakla tuzdan
Cenevizli boynumu sev, Venedikli sırtımı
Osmanlı kokan saçlarımı
Anadolu’dan gelen gözlerimi
Peralı bakışımı sevgilim, İstanbullu ellerimi
bana beni anımsat
sensizken yitirdiklerimi
Kule’den aşağıya fırlattım beynimi, bir yerlerde yazmıştım
bak işte
bir çift martının yanından geçiyor düşerek
irice olanı, “Herifin biri kafayı yemiş yine!” diyor
yanındakine
“Sen aşktan ne anlarsın koca gaga!” diye söyleniyor diğeri
sevgilim onlara aldırma sen
yalnızlığın kabuğuna çekilip
kendi içime düşerken bile
kanatlarım
kanatlarım
kanatlarım ol benim
Akgün AKOVA
Adam Olmak
Eylül 19, 2006çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutanadüşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de vermeyebilirsen eğer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da herkesin
bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tekherkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşman da incitemezse seni
ne küçümser ne de büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum Adam Oldun demektir.
Rudyard Kipling
gulsenden tarafından yazıldı
gulsenden tarafından yazıldı 
gulsenden tarafından yazıldı 


